01 Jun 2026
DOLAR: 45.71 EURO: 53.22 DOLAR: 45.71 EURO: 53.22
|
Logo
"Tatbik eden, icra eden, karar verenden daima kuvvetlidir."

İBB Davası 15. Celse: Gözler tahliye kararında

02 April 2026
114 Okunma
Teknik Admin
İBB Davası 15. Celse: Gözler tahliye kararında Siyaset
İBB Davası 15. Celse: Gözler tahliye kararında
Mahkeme 1 saat ara verdi

Mahkeme 1 saat ara verdi

İBB davasının 15. celsesinde tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti ara karar için duruşmaya ara verdi. Duruşma salonunda gece 23.05 itibarıyla karar beklentisi öne çıkarken, mahkemenin yaklaşık 1 saat sonra ara kararını açıklaması bekleniyor. Bugünkü oturumda sabah saatlerinden geceye kadar sanık müdafileri tek tek söz alırken, hem iddianamenin dayanaklarına hem de tutukluluğun devamına ilişkin sert itirazlar dile getirildi. Gecenin son bölümünde söz alan Ekrem İmamoğlu ise davanın siyasi olduğunu savunarak tüm tutuklular için tahliye talebinde bulundu.

Günün sonunda gözler ara karara çevrildi

Saat 10.30’da başlayan duruşmada tahliye talepleri gün boyu devam etti. 10.10’da başlayan 15. celsede ilk söz, Harun Cengiz Beğenmez’in avukatına verildi. Gün içinde Mehmet Kaya, Sinan Sepetçi, Erdinç Çolak, Onur Aldı, Yavuz Saltık, Serkan Öztürk, Ömür Yılmaz, Hüseyin Köksal, Mustafa Nihat Sütlaş, Kahraman Yeşilyurt, Elif Atayman, Mustafa Karaoğlu, Elif Güven, Fatoş Pınar Türker, Fatoş Ayık, Taner Çetin, Buğra Gökçe, Metin Bal, Ramazan Gülten, Ceyda Kıryak, Barış Kılıç, Güldem Şık, Doğan Hamit Doğruer, Gürkan Akgün, Murat Ongun, Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş başta olmak üzere çok sayıda sanık ve tutuklu adına tahliye talepleri mahkemeye sunuldu.

Savunmalarda ortak vurgu iddianame ve tutukluluk oldu

Sanık avukatlarının büyük bölümü iddianamede somut delil bulunmadığını, HTS kayıtlarının tek başına delil sayılamayacağını, belediye ve iştiraklerdeki yasal hiyerarşinin “örgüt” olarak yorumlanamayacağını savundu. Birçok müdafi, etkin pişmanlık kapsamında alınan bazı ifadelerin baskı altında verildiğini, sonradan geri çekildiğini ya da çarpıtıldığını ileri sürdü. Harun Cengiz Beğenmez’in avukatı Selim Yaman, müvekkilinin yalnızca Ahmet Taşçı’nın ifadesiyle tutuklandığını, ancak bu ifadenin geri çekildiğini söyledi. Kahraman Yeşilyurt’un avukatı Gizem Karaköçek de Vedat Şahin’in ifadesini geri çektiğini vurgulayarak etkin pişmanlık beyanlarının çöktüğünü savundu. Metin Bal’ın avukatı Emre Akay da baskı altında ifade verildiğinin söylendiğini belirterek bu beyanların delil sayılamayacağını ifade etti.

Elif Güven’in avukatı Ruşen Gültekin ise müvekkilinin hastaneye götürüleceği söylenerek adliyeye çıkarıldığını, ifadesinin parçalanarak zapta geçirildiğini ve etkin pişmanlıktan yararlanmadığı halde “itirafçı” gibi gösterildiğini öne sürdü. Sinan Sepetçi’nin avukatı İbrahim Burak Eskici, savcılık ile itirafçı arasında husumet oluştuğunu savunurken, Mehmet Kaya’nın avukatı Muhammed Şahin suç vasfının iddianamede dahi değiştiğini söyledi.

Kamu görevi, şirket yapısı ve hiyerarşi tartışıldı

Kültür A.Ş. ve İBB birimlerine ilişkin savunmalarda, kamu hizmeti ile şirket faaliyetlerinin suç delili gibi sunulduğu yönünde itirazlar öne çıktı. Erdinç Çolak’ın avukatı Ayhan Çelik, Kültür A.Ş.’nin Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş özel bir şirket olduğunu, İBB ile arasındaki ilişkinin kanuna dayalı pay sahipliği çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Onur Aldı’nın avukatı Yeliz Karademir, kamu zararı hesabının hayatın olağan akışına aykırı kurulduğunu savunarak, kullanılan ekipman ve malzemelerin topyekun zarar yazılmasını eleştirdi. Yavuz Saltık’ın avukatı Hasan Şahin ise dört seçim kazanmış siyasi kadroların ve onlarla çalışan bürokratların “örgüt” olarak nitelendirilmesine tepki gösterdi. Ramazan Gülten’in avukatı Enes Ermaner de belediye içi klasik hiyerarşinin suç örgütü iddiasına dönüştürüldüğünü söyledi.

Cezaevi koşulları ve sağlık sorunları da gündeme geldi

Tahliye taleplerinde tutukluluk koşulları ve sağlık sorunları da geniş yer buldu. Hüseyin Köksal’ın avukatları, müvekkillerinin zatürre teşhisiyle hastanede yattığını ve duruşmalara sağlık sorunları nedeniyle katılamadığını anlattı. Güldem Şık’ın avukatı Alper Köleoğlu, müvekkiline cezaevinde ilaç verilirken aşağılayıcı muamele yapıldığını ve intihar şüphesi gerekçesiyle tecrit uygulandığını söyledi. Fatoş Pınar Türker’in avukatı Burak Candan, iki çocuğun 84 yaşındaki anneanneleriyle kaldığını belirterek tahliye talep etti. Faik Eren Kaptan ise kadın tutukluların süreçte daha ağır koşullarla karşılaştığını savundu. Doğan Hamit Doğruer’in avukatı Bürgehan Emrağ da pasaportu dahi olmayan müvekkili hakkında kaçma şüphesi üretildiğini söyledi.

Bazı savunmalarda doğrudan siyasi nitelendirme yapıldı

Günün ilerleyen saatlerinde dosyanın siyasi olduğu yönündeki beyanlar daha sert bir tona taşındı. Fatih Keleş’in avukatı Baran Kaya, savcıyla yaptığı görüşmede geçen “Neden bazı 200 metre aldınız daha daraltsaydınız” ve buna verilen “Yetiştiremedik” yanıtını aktararak bunun bile davanın siyasi niteliğini gösterdiğini söyledi. Murat Ongun’un avukatı Rahşan Daniş, iddianamenin hukuki belge vasfı taşımadığını savunurken, genel sekreterin danışmandan talimat aldığı iddiasının hiyerarşik olarak mantıksız olduğunu söyledi. Tuncay Yılmaz’ın avukatı Ali Kemal Yıldız, belediye çalışanlarına emir verdiği ileri sürülen müvekkili hakkında bunu doğrulayan tek bir belediye çalışanı beyanı bulunmadığını belirtti.

Gürkan Akgün’ün avukatı Sinem Keleş Akgün ise tutuklamanın usule aykırı olduğunu savunurken, savcı Cahit Cihat Sarı’nın sevk yazısında suç tarihinin 22 Mart 2025 olarak gösterildiğini, oysa müvekkilinin 19 Mart 2025’te gözaltına alındığını vurgulayarak “Gürkan Akgün suçu gözaltındayken işlemiş” dedi. Keleş Akgün, MASAK raporu, tanık beyanı ve maaş dışı para girişi bulunmadığını da söyledi. Aynı bölümde cezaevinde evlendiklerini anlatan Sinem Akgün Keleş, çekilen fotoğrafların kendilerine verilmediğini, gerekçe olarak Ekrem İmamoğlu’nun görüntü yasağının gösterildiğini ifade etti.

İmamoğlu’nun beyanı gecenin en dikkat çeken bölümü oldu

Tahliye taleplerinin ardından son sözü almak isteyen Ekrem İmamoğlu’nun talebi önce mahkeme başkanı tarafından reddedildi. Başkan, öncelikle sanık müdafilerine söz verileceğini söyledi. Yaşanan diyalog sonrasında İmamoğlu’na 15 dakikalık süre tanındı. İmamoğlu, soruşturma öncesi ve sonrasının en üst seviyede şaibeli hale geldiğini, savunmalarda bir savcının Türk milletini nasıl aldattığının anlatıldığını, tutukluların yaşadığı ızdırabı ve işkenceyi dinlemekten büyük üzüntü duyduğunu söyledi.

İmamoğlu, “Bu duruşma canlı yayınlansa ne olurdu? Kötülükler ifşa olurdu, savcı rezil olurdu. Adliyenin 7. katının nasıl dehlize dönüştürüldüğünü görürdük” diyerek dosyanın hazırlanışına sert sözlerle yüklendi. “4 bin sayfa nasıl uydurulabilir” sözleriyle iddianameyi hedef alan İmamoğlu, heyete kin ve öfke taşıdıklarına inanmadığını, ancak birilerine bağımlı olunduğuna da inanmak istemediğini söyledi.

Devamında davanın “Türkiye’yi sarsan siyasi bir darbe sonucunda oluşturulmuş iftiranameyle” açıldığını savunan İmamoğlu, anayasayla kanunların herkese eşit uygulanmasını istedi. “43 yıl zabıta müdürlüğü yapan kadın mı kaçacak” diyerek kaçma şüphesi ve delil karartma gerekçelerine itiraz eden İmamoğlu, yargıçların ya çöküşü sürdüreceğini ya da çıkışı başlatacağını söyledi. Aileler üzerinden baskı kurulduğunu da ileri süren İmamoğlu, “Akraba olmak suç mu? Devlet pusu kurar mı? Baba için evlat rehin alınır mı? Devlet eş üzerinden tehdit eder mi?” sözleriyle tepki gösterdi. Avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutukluluğunu da gündeme getiren İmamoğlu, “Müvekkilini savundu diye avukat tutuklu” dedi.

İmamoğlu, tahliye karşılığında para istendiği yönündeki iddiaları da anımsatarak “2 milyon dolar ver tahliye ettireceğim diyen avukatlar nerede?” diye sordu ve bu iddiaların araştırılmamasını eleştirdi. Konuşmasının son bölümünde ise tarihsel göndermeler yaparak, adil karar vermeyen mahkemelerin lanetlendiğini, adil karar verenlerin ise şerefle anıldığını söyledi. Son cümlelerinde “Adalet gecikirse ülke batar. Bu dava siyasidir, çökecek. Bütün tutuklu arkadaşları serbest bırakın, ben buradayım” ifadelerini kullandı.

Karar bekleniyor

İmamoğlu’nun beyanının ardından duruşmaya ara verildi. Gece 23.05 itibarıyla mahkeme heyeti ara karar için müzakereye çekildi. Yaklaşık 1 saat sonra açıklanması beklenen ara kararda, başta tahliye talepleri olmak üzere tutukluluk durumlarına ilişkin mahkemenin vereceği karar davanın 15. celsesinin yönünü belirleyecek.


 

Haberi Hazırlayan
Teknik Admin
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap