5. celsede mahkeme heyetine"görevinizi yapın" çağrısı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının Silivri’de görülen duruşmasında salon düzeni nedeniyle yaşanan tartışma yargılama sürecini kilitledi. Basın mensupları ve hukukçu milletvekillerinin oturma düzenine ilişkin tartışmanın büyümesi üzerine mahkeme heyeti salonu terk etti; bir süre sonra mübaşir aracılığıyla duruşmanın tatil edildiği duyuruldu. Davayı takip eden CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise mahkeme heyetinin uygulamalarına tepki göstererek Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) çağrıda bulundu.
Duruşma salonunda oturma düzeni tartışması
Silivri’de görülen davanın ikinci haftasında beşinci gün oturumunda tartışmalar, mahkeme salonundaki yer düzeni üzerinden başladı. Duruşmanın ilk günlerinde mahkeme heyetinin sağ ve sol tarafındaki masalı alanlarda avukatlar, aileler ve basın mensupları otururken; izleyiciler tribün bölümünde yer alıyordu.
Ancak bu duruşmada masalı alanların yalnızca avukatlara ayrılması yönünde bir düzenleme yapıldığı, basın mensupları ile izleyicilerin tribün kısmına yönlendirildiği belirtildi. Tutuksuz sanıkların bazı avukatlarının gelmemesi nedeniyle masalarda boşluk oluşmasının ardından mahkeme, basın mensupları ve hukukçu milletvekillerinin bu alanlarda oturmasına izin verdi.
Perşembe günü ise mahkeme heyetinin basın mensuplarının bu bölümden kaldırılmasını istediği, basın temsilcilerinin çalışma koşullarının uygun olmadığı gerekçesiyle tribüne geçmek istememesi üzerine duruşmanın tatil edildiği ifade edildi.
Bugünkü duruşmada da benzer şekilde hukukçu milletvekillerinin masalı bölümden kaldırılmak istenmesi üzerine tartışma yaşandığı, ardından mahkeme heyetinin herhangi bir ara karar açıklamadan salonu terk ettiği aktarıldı. Yaklaşık bir saat sonra mübaşir tarafından duruşmanın tamamen tatil edildiği bildirildi.
“Siz bu diplomaları nereden aldınız?”
Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, yargılamanın planlanan takvimle ilerlemediğini söyledi.
Davanın ikinci haftasında olduklarını hatırlatan Günaydın, 107 tutuklu sanığın bulunduğu dosyada beş gün içinde yalnızca dört kişinin sorgusunun tamamlanabildiğini belirtti. Mahkemenin daha önce yaptığı planlamaya göre tüm sorguların nisan ayı içinde bitirilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Günaydın, bu hızla ilerleyen bir süreçte planın nasıl gerçekleştirileceğinin belirsiz olduğunu ifade etti.
Mahkeme başkanının duruşmaya ara verilmesi usulüne ilişkin uygulamasını da eleştiren Günaydın, ara verilecekse bunun süresi ve nedeni açıklanarak ilan edilmesi gerektiğini söyledi. Günaydın, mahkeme başkanının salonu terk etmesinin ardından bir süre sonra mübaşir aracılığıyla duruşmanın tatil edildiğinin duyurulmasını eleştirerek “Siz bu diplomaları nereden aldınız?” sözleriyle tepki gösterdi.
Basın ve milletvekillerinin konumuna ilişkin eleştiriler
Günaydın açıklamasında, basın mensuplarının duruşmayı takip edebileceği ve not alabileceği bir ortamın bulunmasının önemine değindi. Basının mahkeme salonunun arka kısmında sesin duyulmadığı bir alana yönlendirilmesinin sağlıklı bir yargılama sürecine katkı sağlamayacağını dile getirdi.
Bugünkü tartışmanın da hukukçu milletvekillerinin yerlerinin değiştirilmesi talebiyle başladığını ifade eden Günaydın, bu uygulamaların duruşmanın ilerlemesini zorlaştırdığını savundu.
Doğal hakim ilkesi tartışması
Günaydın, davanın hangi mahkemeye düşeceğinin önceden tahmin edilebildiği yönündeki iddiaların da kamuoyunda tartışıldığını belirtti. İstanbul’da çok sayıda ağır ceza mahkemesi bulunduğunu hatırlatan Günaydın, davaların belirli mahkemelere yönlendirilmesi iddialarının “doğal hakim ilkesi” açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
HSK’ya çağrı
Gökhan Günaydın açıklamasının sonunda Hakimler ve Savcılar Kurulu’na çağrıda bulundu. Günaydın, Silivri’de görülen davada İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin uygulamalarının incelenmesi gerektiğini belirterek yargılamanın hukuk kuralları çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Dilek İmamoğlu: “Sürecin şeffaf olmasını istiyoruz”
Duruşmayı izleyenler arasında bulunan Dilek İmamoğlu da sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aileler açısından en önemli beklentinin yargılamanın adil ve şeffaf biçimde yürütülmesi olduğunu ifade eden İmamoğlu, davanın kamuoyunun gözü önünde gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
Mahkeme salonunda basının çalışma koşullarının kısıtlanmasının kabul edilemeyeceğini belirten İmamoğlu, basının duruşmayı takip edebilmesinin demokratik bir hukuk devletinin temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi.
İmamoğlu ayrıca aileler olarak süreci duygusal bir perspektiften değil, hukuki açıdan değerlendirdiklerini belirterek yargılamanın adil şekilde tamamlanmasını beklediklerini ifade etti.