Tesadüfen karşılaşıp sohbet ettiğim gençlerden biri, bu krizin literatürüne daha önce hiç duymadığım bir ifade daha ekledi: “Sokak genci.”
Ben Sokak Genciyim
Derinleşen ekonomik krizin yarattığı literatürde “ev genci” ifadesini birkaç yıl önce duymuştum. Genellikle ne eğitimde olan ne de bir işte çalışan ve zamanının büyük kısmını evde geçiren gençler için kullanılan bir tanım bu. Türkiye’de özellikle genç işsizliği ve ekonomik kriz tartışmaları sırasında daha sık duyar olduk.
Ancak bu ifadeyi doğru bulmuyorum. Çünkü “ev genci” tanımı; gençleri pasif, çalışmaya isteksiz, ekonomik bağımlılığı kendi tercihiymiş gibi gösteren bir anlam taşıyor. Oysa gerçek bambaşka. Çoğu genç; ekonomik zorluklar, iş bulamama, eğitim sistemindeki sorunlar ve hayallerinden her geçen gün biraz daha uzaklaşmanın yarattığı umutsuzluk psikolojisi nedeniyle bu durumu kabullenmek zorunda kalıyor.
Geçenlerde tesadüfen karşılaşıp sohbet ettiğim gençlerden biri, bu krizin literatürüne daha önce hiç duymadığım bir ifade daha ekledi: “Sokak genci.”
Diğer arkadaşları işsiz olduklarını belirtip kendilerini “ev genciyiz” diye tarif ederken, o kendini şöyle tanımlıyordu:
“Ben sokak genciyim.”
Ne demek istediğini sorduğumda verdiği cevap içimi acıttı:
“O kadar uzun süredir işsizim ki artık ailem de beni eve almıyor.”
Ne kadar ağır, ne kadar yakıcı bir ifade…
Sosyal devlet işlemiyor. Yerel yönetimler imkânları ölçüsünde sosyal destek programları geliştirmeye çalışıyor, gençlere ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmak için çaba gösteriyor. Ancak ihtiyaçların boyutu, zaman zaman mevcut kapasitenin ötesine geçiyor. Bir noktadan sonra ailesi bile kapısını kapatabiliyor bir gence… Ve toplum olarak tüm kesimlerin sorumluluk hissetmesi gereken bir eşikteyiz.
Peki toplum bu gencin hayallerinin öylece yitip gitmesine seyirci mi kalıyor?
Elbette hayır.
Tam da bu nedenle son yıllarda “askıda ekmek”, “askıda fatura” gibi dayanışma pratikleri daha görünür hâle geldi. İnsanlar, birbirinin yükünü hafifletmenin yollarını arıyor. Bu arayış bir rekabetin değil; bir tamamlayıcılığın ifadesi.
“Askıda Umut” da böyle bir zeminde doğdu.
Henüz resmi süreci tamamlanmamış, gönüllü bir dayanışma inisiyatifi olarak… Amacı bir boşluğu büyütmek değil; var olan çabaları çoğaltmak, toplumsal dayanışma zincirine yeni halkalar eklemek.
Çaresizliğin içinden, dayanışmanın gücüyle…
İyi ki doğdun.