17 Mar 2026
DOLAR: 44.20 EURO: 50.84 DOLAR: 44.20 EURO: 50.84
|
Logo
"Tatbik eden, icra eden, karar verenden daima kuvvetlidir."

Konut ve Kirada "Anestezi" Etkisi:

17 March 2026
3 Okunma
Şafak GÜNDOĞDU
Konut ve Kirada "Anestezi" Etkisi:

Kağıt Üstünde Zengin, Gerçekte Fakir

Konut ve Kirada "Anestezi" Etkisi:

Kağıt Üstünde Zengin, Gerçekte Fakir

Merkez Bankası, 2026 yılı Şubat ayı konut verilerini açıkladı. Verilere ilk bakışta görünen manzara ile derinlere indikçe karşılaştığımız tablo bambaşka bir hikaye anlatıyor. Bugün, rakamların ötesindeki o asıl meseleyi; cebimizdeki illüzyonu kaleme almak istedim.

Etiket Büyüyor, Alım Gücü Eriyor

Verileri incelediğimizde konut fiyatlarının nominal olarak arttığını görüyoruz. Ancak biraz derine inip enflasyonla kıyasladığımızda, bu fiyatların aslında enflasyon karşısında eridiği gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Yani evinizin "etiket değeri" yükseliyor gibi görünse de, o evin satın alma gücü aynı oranda artmıyor.
Peki, neden bunu fark edemiyoruz? İşte burada "anestezi etkisi" devreye giriyor. Fiyat algımız artık reel (gerçek) değerler üzerinden değil, nominal (etiket) rakamlar üzerinden kurulmuş durumda. Çoğumuz şunu sormuyoruz: "Ben geçen yıl evimi satsaydım kaç ekmek alabiliyordum, bugün kaç çift ayakkabı alabiliyorum?" Tıpkı maaş artışlarında olduğu gibi; rakamlar büyüdükçe kendimizi daha zengin hissediyoruz ama gerçekte alım gücümüz sessizce zayıflıyor.

Kirada "Reel" Bir Yük Var

Kira piyasasına geçtiğimizde ise durum tamamen tersine dönüyor. Kiralar sadece etikette değil, hem nominal hem de reel olarak artıyor. Yani kiracı için yük sadece enflasyon kadar değil, enflasyonun da üzerinde ağırlaşmış durumda.
Aynı piyasa içerisinde konutun reel olarak değer kaybetmesi, kiranın ise reel olarak artması bir tesadüf değil; ekonomik davranış kalıplarımızın net bir yansımasıdır. Piyasada rasyonel zemin kayıyor ve yerini "emsal psikolojisine" bırakıyor. "Her şey artıyorsa benim malım neden artmasın?" refleksi, fiyatı maliyetle değil, başkalarının belirlediği keyfi rakamlarla ölçmeye başlıyor. Birinin yaptığı zam, diğerine gerekçe oluyor ve zincirleme bir fiyatlama kaosu doğuyor.

Üretimden Kopan Bir Ekonomi

Buradaki temel mesele, gelirin kaynağıyla ilgili. Sağlıklı bir ekonomide kazanç, üretimden ve katma değerden gelir. Ancak bugün, sadece bir şeye "sahip olmanın" tek başına devasa bir gelir getirmesi beklentisi oluşmuş durumda. Konut sahibi olmak, bir üretim yapmadan sürekli artan bir gelir kapısı olarak görülmeye başlandığında, fiyatlar gerçeklikten kopar.

Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şu:

Ev Sahibi: Kağıt üzerinde kazanıyor, gerçekte (alım gücü olarak) kaybediyor.
Kiracı: Hem kağıt üzerinde hem de gerçek hayatta ağır şekilde kaybediyor.
Sistem iki taraf için de sağlıklı bir denge üretmiyor. Ekonomiler uzun vadede algıyla değil, gerçeklikle çalışır. Üretimin, verimliliğin ve gerçek değerin merkezde olmadığı bir düzende, bugünün "fırsatçı" kazançları yarının büyük maliyetlerine dönüşecektir. Konut ve kira fiyatları arasındaki bu ayrışma, sadece bir piyasa dengesizliği değil, yaklaşan daha büyük ekonomik risklerin habercisidir.

Haberi Hazırlayan
Şafak GÜNDOĞDU
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap