11. celsede gerilim yükseldi
İBB davasının 11. celsesinde gün boyunca sanık ve avukat savunmaları, tahliye talepleri ve iddianameye yönelik sert eleştiriler öne çıktı. Duruşmanın son bölümünde İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’ın dikkat çeken savunması ile Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Valiliğine yönelik sözleri salonda tansiyonu yükseltti. Mahkeme, avukat savunmalarının gelecek hafta da süreceğini, perşembe günü ise tutukluluk değerlendirmesi yapılacağını açıkladı.
Çalık’ın sorgusuyla başladı
Duruşma, bir önceki gün savunmasını tamamlayan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın hakim, savcı ve avukat sorgusuyla başladı. Mahkeme başkanının sorusu üzerine Adem Soytekin’i tanıdığını belirten Çalık, zaman zaman Trabzonspor maçlarına birlikte gittiklerini söyledi. Mahkeme başkanının ardından soru yönelten Ekrem İmamoğlu, Çalık’a herhangi bir talimat verip vermediğini sordu. Çalık da kendisine herhangi bir zorlama yapılmadığını, aday olmasının istendiğini ancak siyasete mesafeli olduğunu anlattı. İmamoğlu ise mahkeme heyetine, ağır bir sorumluluk altında olduklarını söyledi.
Fatih Keleş de Çalık’a soru yöneltti. Keleş’in avukatı Baran Kaya’nın “Bu süreçte kimseye elden para gönderdiniz mi?” sorusuna Çalık “Hayır” yanıtını verdi. Bunun ardından Çalık’ın avukatları savunmalarına geçti.
Avukatlardan iddianame ve etkin pişmanlık eleştirisi
Çalık’ın avukatı Fatih Selami Mahmutoğlu, müvekkilinin yaklaşık 1 yıldır tutuklu olduğunu belirterek iddianamenin iade edilmesi gerektiğini savundu. Tutuklamanın hangi suç başlığına dayandığının net olmadığını söyleyen Mahmutoğlu, etkin pişmanlıktan yararlanan isimlerin beyanlarının da hukuken tartışmalı olduğunu dile getirdi. Adem Soytekin’in örgüt yöneticisi olarak gösterildiği halde etkin pişmanlıktan nasıl yararlandığının açıklanamadığını söyledi.
Mahmutoğlu ayrıca, tutukluluk incelemelerinde müvekkilinin avukatı olmadan savunmasının alınmasının Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu ifade etti. Örgüt suçlamasının gelişigüzel kurulduğunu savunan avukat, Ergenekon ve Şike davalarını hatırlatarak müvekkilinin tahliyesini istedi.
Çalık’ın diğer avukatları da iddianamede yer alan suçlamaların somut delile dayanmadığını öne sürdü. Avukat Seçkin, önce tanık sonra sanık olan Uğur Güngör’ün beyanlarındaki çelişkilere dikkat çekti ve müvekkilinin suçlandığı bazı eylemler hakkında ifadesinin dahi alınmadığını söyledi. Cihan Ünal ise Çalık’ın sağlık durumuna değinerek, bir önceki gece hastaneye kaldırıldığını belirtti ve tahliye talebini yineledi.
Murat Keleş’ten aile vurgusu
Çalık’ın ardından Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş savunma yaptı. Keleş, aynı aileden 4 erkeğin tutuklu olduğunu, ailelerinin kadınlarının yalnız bırakıldığını söyleyerek bunun vicdanları yaraladığını ifade etti. Savcılığa götürüldüğünde kendisine suçunun olmadığının söylendiğini, ancak amcası hakkında tanıklık yapmasının beklendiğini anladığını öne sürdü.
Hakkındaki suçlamaların etkin pişmanlık ifadelerine dayandığını belirten Keleş, herhangi bir örgüt üyeliği bulunmadığını, Ahmet Sari’yi yalnızca amcasının yanında gördüğünü, kendisinden hiçbir şekilde para almadığını söyledi. 19 Mart’tan sonra işine gidip gelmeyi sürdürdüğünü, buna rağmen kaçma ve delil karartma şüphesiyle tutuklandığını dile getirdi.
Keleş’in avukatı Yağmur Kavak da savunmasında, savcılığın çok büyük iddialar ortaya koymasına rağmen bunları rasyonel delillerle destekleyemediğini söyledi. Müvekkilinin etkin pişmanlık ifadesi üzerinden tutuklu bulunduğunu belirten Kavak, tahliye talebinde bulundu. Kavak ayrıca, küçük yaştaki bir çocuğun babasını yeni yapılan duruşma salonunun inşaatı nedeniyle göremediğini sandığını anlatarak, bu durumun aile üzerinde yarattığı etkiye dikkat çekti.
Batur’dan yargılama eleştirisi, ardından Avşar savunması
Ara sonrası Murat Keleş’in avukatı Mert Batur söz aldı. Batur, müvekkilinin rüşvete aracılık ile suçlandığını hatırlatarak, bunun oluşabilmesi için önce rüşvet suçunun gerçekleşmiş olması gerektiğini söyledi. Para alışverişi kabul edilse dahi rüşvet anlaşması olmadan rüşvet suçunun oluşmayacağını, dolayısıyla rüşvete aracılık suçundan da söz edilemeyeceğini savundu.
Batur, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben yaptığı konuşmada, yargının görevinin neyin suç olduğuna karar vermek değil, bir fiilin suçla ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğini değerlendirmek olduğunu söyledi. Davada adı geçen kişilere bilgisayar muamelesi yapıldığını ifade eden Batur, insanların zihninde, hatıralarında ve ifadelerinde suç aranamayacağını savundu. Tutuklamaların kuvvetli suç şüphesiyle değil, etkin pişmanlığa zorlama ve kamuoyu önünde suçlu gösterme amacıyla yapıldığını öne sürdü.
Batur’un ardından İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar savunmasına başladı.
Avşar’dan metro ihalesi çıkışı
Avşar, iptal edilen metro ihalesi nedeniyle yargılandığını belirterek, Vali ve müfettişin de inceleme yaptığını söyledi. Gece gündüz çalışarak 15 milyar liralık tasarruf sağladığı bir projeden dolayı yargılandığını savunan Avşar, sürecin AK Partili avukat Ogün Kuzu’nun ihbarıyla başladığını dile getirdi. Türkiye’de 2024 yılında 18 bin 328 pazarlık usulü ihale yapıldığını söyleyen Avşar, kendi ihaleleri kadar gerekçesi yerinde başka bir iş olmadığını iddia etti.
İhale yeterliliği olmayan bir firmanın sürece dahil edilmesi suçlamasına da yanıt veren Avşar, kamu görevlilerinin şirketlerin yeterliliğini ancak açık kamu kaynaklarından kontrol edebileceğini söyledi. Çanakkale Köprüsü ve Avrasya Tüneli gibi projelerde yer almış, Cumhurbaşkanlığından ödül almış bir firmayla ilgili SGK borcu bulunabileceğinin akla gelmeyeceğini ifade etti.
Savunmasının ilerleyen bölümünde sert ifadeler kullanan Avşar, tahliye talebiyle konuşmadığını vurgulayarak, “Beni burada tutun. Burada kalmam gerekiyorsa kalayım, yanmam gerekiyorsa yakın ama böyle yapmayın” dedi. Mahkeme başkanı ise savunma sürerken araya girerek, “Dolmuşsun anladık, burayı Raylı Sistemler reklamına çevirdin” sözleriyle müdahale etti.
Bunun üzerine Avşar, hiçbir ihaleye fesat karıştırmadığını, kimsenin de karıştırmasına izin vermeyeceğini savundu. Biriminde 300’e yakın kişi bulunduğunu, oradaki temel meselenin “kime ne yaptırıldığı” olmadığını, her şeyin teknik ölçütlerle yürütüldüğünü söyledi. Savunmasının sonunda da “90 milyar para harcadım. Tek kuruşundan yargılanmadım. İptal edilmiş ihaleye fesat karıştırmaktan yargılanıyorum. Takdir sizin” dedi.
İmamoğlu’ndan valilik vurgusu
Avşar’ın ardından söz alan Ekrem İmamoğlu, önce “Çok gururlandım” diyerek konuşmasına başladı. Ardından Avşar’a, daire başkanı olduğunda Ekrem İmamoğlu’nun istediği biri olarak mı yoksa kriterlere göre mi atandığını sordu. Avşar ise çok çalışarak şube müdürlüğüne kadar yükseldiğini, atandığı sırada İmamoğlu ile bu konuda herhangi bir görüşme yapmadığını söyledi.
İmamoğlu daha sonra, İBB davasında adı geçtiğinde sık sık açıklama yapan İstanbul Valiliğine de atıf yaptı. “Valiliğin ismi geçti. Her konuya mesaj yetiştiren Vali, bu konuya yanıt verecek mi?” sözlerinin ardından duruşma sona erdi.
Mahkeme gelecek haftanın takvimini açıkladı
Günün ilerleyen saatlerinde yeniden başlayan oturumda mahkeme başkanı, savunmaların uzayacağını düşündüklerini belirterek tahliye talepleri için söz verileceğini söyledi. Ayrıca gelecek hafta salı, çarşamba ve perşembe günleri sanık avukatlarına söz hakkı verileceğini, perşembe günü de tutukluluk değerlendirmesi yapılacağını açıkladı.