Şubat verilerinde yükümlülükler tarihi zirveye çıktı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımladığı son verilere göre, finansal kesim dışındaki firmaların döviz pozisyonunda bozulma Şubat 2026 döneminde hız kazandı. Reel sektörün net döviz pozisyonu açığı, aylık bazda 3 milyar 242 milyon dolar artarak 200 milyar 281 milyon dolara yükseldi. Bu seviye, Temmuz 2018’den bu yana kaydedilen en yüksek açık olarak öne çıktı.
Varlık artışı sınırlı kaldı
Şubat ayında firmaların döviz varlıkları 1 milyar 226 milyon dolar artış gösterdi. Varlık kalemlerinde yurt dışına doğrudan sermaye yatırımları 914 milyon dolar, türev varlıklar 800 milyon dolar ve menkul kıymetler 106 milyon dolar yükseldi. Buna karşılık yurt içi bankalardaki mevduat 329 milyon dolar, ihracat alacakları ise 265 milyon dolar geriledi. Bu gelişmeler varlık tarafındaki artışın sınırlı kalmasına neden oldu.
Yükümlülükler rekor seviyeye ulaştı
Reel sektörün toplam döviz yükümlülükleri ise 4 milyar 468 milyon dolarlık artışla 384 milyar 965 milyon dolara çıkarak tarihi zirvesini gördü. Yükümlülüklerde en belirgin artış kalemleri yurt dışından sağlanan kredilerde 1 milyar 473 milyon dolar, yurt içinden sağlanan kredilerde 1 milyar 220 milyon dolar, ithalat borçlarında 1 milyar 123 milyon dolar ve türev yükümlülüklerde 653 milyon dolar oldu.
Kredi yapısında uzun vade öne çıktı
Yükümlülüklerin vade yapısında uzun vadeli borçlanmanın arttığı görüldü. Yurt içinden sağlanan kısa vadeli krediler sınırlı bir düşüşle 10 milyon dolar azalırken, uzun vadeli krediler 1 milyar 230 milyon dolar yükseldi. Yurt dışı kredilerde ise kısa vadeli borçlar 1 milyar 718 milyon dolar, uzun vadeli borçlar 878 milyon dolar arttı.
Kısa vadeli fazla geriledi
Şubat döneminde kısa vadeli varlıklar 148 milyar 67 milyon dolar, kısa vadeli yükümlülükler ise 143 milyar 511 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu çerçevede kısa vadeli net döviz pozisyonu fazlası 4 milyar 556 milyon dolar olurken, Ocak ayına göre 2 milyar 83 milyon dolarlık gerileme kaydedildi.
Beklentilerde risk vurgusu
Veriler, reel sektörün döviz yükümlülüklerindeki artışın varlık artışını geride bıraktığını ve açık pozisyonun genişlediğini ortaya koydu. Küresel finansal koşullar ve döviz kuru oynaklığı dikkate alındığında, firmaların kur riskine karşı daha temkinli bir bilanço yönetimine yönelmesi bekleniyor.