31 Aug 2026
DOLAR: 48.16 EURO: 56.09 DOLAR: 48.16 EURO: 56.09
|
Logo
"Tatbik eden, icra eden, karar verenden daima kuvvetlidir."

Vefa, En Zor Günde Belli Olur

21 July 2026
472 Okunma
Şafak GÜNDOĞDU
Vefa, En Zor Günde Belli Olur Köşe Yazısı
Vefa, En Zor Günde Belli Olur
BİZ TARİHİN DOĞRU TARAFINDAYIZ!

BİZ TARİHİN DOĞRU TARAFINDAYIZ!


Vefa, En Zor Günde Belli Olur

Ekrem İmamoğlu’nun haksız ve hukuksuz bir kararla siyasi denklemin dışına itilmek istenmesinin üzerinden tam 485 gün geçti.

Milletin değişim iradesiyle seçilen, Ekrem İmamoğlu’nun açtığı yolda siyaset yapan bazı belediye başkanlarının, iktidarın baskıları karşısında saf değiştireceği yönündeki iddialar ise bugün yeniden gündemde.

Tam da bugün, dünyanın başka bir köşesinden gelen bir haber, neden bu mücadeleden bir an olsun vazgeçmememiz gerektiğini hepimize bir kez daha hatırlattı.

Nikaragua’da Devlet Başkanı Daniel Ortega, “Muhalefet iktidarı ele geçirmesin diye ülkede artık seçim yapılmayacak.” diyerek, bir ülkenin demokrasisinin nasıl adım adım ortadan kaldırıldığını bütün dünyaya ilan etti.

Hiçbir ülke bir sabah uyandığında demokrasisini kaybetmez.

Önce hukuksuzluk sıradanlaştırılır.

Sonra muhalefet suçlu ilan edilir.

Ardından seçilmişler baskıyla susturulur, sindirilir ya da teslim alınır.

İnsanlar yalnızlaştırılır.

En sonunda ise sandığın anlamı kalmaz.

İşte tam da bu yüzden, bugün verilen her tavır yalnızca bugünü değil, yarının Türkiye’sini de belirleyecek kadar önemlidir. Çünkü demokrasi, bir günde yıkılmaz; ona sahip çıkmayanların sessizliğiyle adım adım aşınır.

Bizim itirazımız; milletin değişim iradesiyle kazanılmış makamların baskılar karşısında kişisel hesaplara teslim edilmesidir.

Çünkü her geri adım hukuksuzluğu cesaretlendirir.

Her teslimiyet demokrasiyi biraz daha yalnız bırakır.

Her sessizlik ise ülkemizi asla görmek istemediğimiz o karanlık tabloya biraz daha yaklaştırır.

İşte bu yüzden aşağıdaki satırlar, bugün rotasını bulmakta zorlanan birkaç belediye başkanına verilmiş bir cevap değildir.

Bu satırlar; halkın iradesine sahip çıkmanın, demokrasiyi savunmanın ve Türkiye’nin asla Nikaragua benzeri bir karanlığa sürüklenmemesi için neden mücadele ettiğimizin vicdani bir haykırışıdır.

485 gün…

Bu süre elbette ki yalnızca bir bekleyiş değildi.

Her geçen gün bize, kimin mücadeleyi omuzladığını, kimin yük ağırlaşınca yön değiştirdiğini, kimin ilkelerine sadık kaldığını da gösterdi.

Unutulmamalıdır ki tarih, insanların söylediklerini değil; en zor günlerde yaptıkları tercihleri yazar. Çünkü asıl karakter, fırtına çıktığında gün gibi ortaya çıkar.

Dün Ekrem Başkan’ın açtığı yolda yürüdüğünü söyleyen, onun mücadelesinden güç alarak siyaset yapan, onun rüzgârıyla makam sahibi olan bazı isimleri bugün ibretle izliyoruz. Maalesef geçmişte aynı fotoğraf karesinde görünmek için yarışanların, fırtına çıktığında yön değiştirdiğine üzülerek tanıklık ediyoruz.

Elbette ki kimsenin siyasi tercihine ipotek koyacak değiliz.

Ancak milletin değişim iradesiyle kazanılmış makamları, o iradenin en fazla savunulması gereken günlerde terk edişinizi de unutmayacağız, unutturmayacağız.

Çünkü millet sandıkta size değil; adalete, demokrasiye ve değişim umuduna oy verdi.

O iradeyle kazanılmış makamları en zor günde kişisel hesapların konusu hâline getirmek, yalnızca bir siyasi tercih değil; milyonlarca insanın emanetine sırt çevirmektir.

Şu iyi bilinmelidir ki siyaset, iyi günlerin ortaklığı değildir.

Siyaset; alkış varken en önde yürümek değil, bedel ödenirken aynı safta kalabilmektir.

Koltuklar insanı büyütmez.

İnsanlar duruşlarıyla bulundukları makamı büyütür.

Bugün yön değiştirenler belki kendilerini kazançlı görüyor olabilir.

Ancak siyasetin gerçek muhasebesini ne televizyon ekranları yapar ne de sosyal medya hesapları.

O muhasebeyi yalnızca ve yalnızca millet yapar.

Ve millet unutmaz, millet unutturmaz!

Kimlerin mücadeleyi büyüttüğünü de bilir.

Kimlerin en kritik eşikte başka hesapların peşine düştüğünü de…

Bu sebeple kimse bulunduğu makamı kendi şahsi başarısının eseri sanmasın.

O makamlar, milyonların değişim umudunun eseridir.

O umut zedelendiğinde kaybeden yalnızca bir siyasi hareket değildir.

Kaybeden, demokrasiye duyulan güvendir.

Bu iyi bilinsin ki ben dün neredeysem bugün de aynı yerde duruyorum.

Örgütümle, yol arkadaşlarımla ve halkımızın bize yüklediği sorumluluğun bilinciyle mücadele etmeye devam ediyorum.

Ne inandığım değerler değişti ne de o değerler uğruna verdiğim sözler.

Ben bu yola adalet için çıktım.

Demokrasi için çıktım.

Halkın iradesinin her türlü kişisel hesabın üzerinde olduğuna inandığım için çıktım.

Bugün de aynı inançla yoluma devam ediyorum.

Evet!

Gerektiğinde bedel ödeyeceğiz.

Gerektiğinde yorulacağız.

Gerektiğinde yalnız kalacağız.

Ama dün savunduğumuz değerleri, bugün kişisel hesapların gölgesinde bırakmayacağız.

Çünkü zaman geçer.

Makamlar değişir.

Unvanlar değişir.

Ama verilen sözler unutulmaz.

Gösterilen vefa unutulmaz.

Sergilenen duruş unutulmaz.

Ve günün sonunda tarih, herkesin önüne aynı soruyu koyar:

“Zor günde neredeydin?”

Ben o sorunun cevabını bugünden veriyorum.

Nerede durduğumu da, kimlerle yürüdüğümü de, hangi değerlere bağlı olduğumu da çok iyi biliyorum.

Mücadeleden bir adım geri atmayacağım.

Halkın iradesine, demokrasiye ve adalete olan inancımdan vazgeçmeyeceğim.

Gün gelir makamlar değişir.

Unvanlar unutulur.

Ama zor zamanda sergilenen duruş nesiller boyunca hatırlanır.

Biz o duruşun tarafındayız.

BİZ TARİHİN DOĞRU TARAFINDAYIZ!

Dün de öyleydik.

Bugün de öyleyiz.

Yarın da öyle olacağız.

Mücadeleye devam edeceğiz…

Ta ki zafere kadar.

Haberi Hazırlayan
Şafak GÜNDOĞDU
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap